Fatih ARDUÇ

Fatih ARDUÇ

arducf@hotmail.com

HAK VE ADALET

HAK VE ADALET

Fatih ARDUÇ

Müslümanların muamelatla ilgili çok önemsenmesi gereken iki  kavramı “adalet” ve “hak” dır. İslam toplumunun birçok değeri bulunmakla birlikte bu iki kavram temel teşkil etmektedir. Kur’an’a göre, içtimaı düzen ancak hak ve adaletle sağlanabilir ve devam ettirilebilir. Bu eksende oluşturulmamış bir düzen toplumsal birlikteliği ve İslam kardeşliğini sağlayamayacağından varlığını sürdürmesi ve devam ettirmesi mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle hak ve adalet kavramı İslâm toplumunun huzur ve refahının teminine yönelik olarak ifade edilmiştir. İslâm dininin nihai hedefi, öncelikle Müslüman toplumunda olmak üzere dünyada adalet ve hak yoluyla barışı sağlamaktır.

Adalet, haklıya hakkını vermek, haksızlığı ve zulmü cezalandırma esasına dayanır. İlk peygamber Hz. Adem’den son Peygamber Hz. Muhammed (sav)’e kadar gelen bütün peygamberler iman esasları, hak ve adalet anlayışını yerleştirmek için gönderilmişlerdir. Bu ilahi tebliğlere uyulduğu müddetçe insanlar ve milletler arasında sevgi, barış, adalet…… olmuştur. Uyulmadığı zamanlarda ise sıkıntı, zulüm, kan ve gözyaşı sürüp gitmiştir.

Hak ve adaletle hükmetmede dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı gözetilmemiştir. Bu kapsamda, Allah’ın insana doğuştan verdiği can, mal, akıl, namus ve din gibi insanların temel  haklarını korumak öncelikle akla gelir.  Ecdadımız   tarihte hak ve adaletle hükmettiği yüzyıllarda farklı ırka, dine, kültür ve medeniyete sahip milletlerin bir arada hayatlarını devam ettirmelerini sağlamıştır.

Bu anlayış birçok tarihi olayda kendini göstermiştir. İstanbul’ un Fethi’nde Grandük Notoras Bizanslılar'ın duygularını "Şehirde Latin külahı görmektense Osmanlı sarığını yeğlerim" diye en veciz biçimde ifade etmişti.

Kur’an-ı Kerim de konu ile ilgili ayetlerin bazılarının mealini sunmak istiyorum.
 “Allah size mutlaka emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.“ (1)

 “Ey iman edenler! Kendinizi ana babanız ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kişiler olun (menfaatiniz ve yakınlarınızın hatırı için doğruluktan ayrılıp yalancı şahitliği yapmayınız. Zira Allah’ın belası ve laneti yalancılar üzerinedir.“ (2)

            “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan ve adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kin ve nefretiniz sizi asla onlara karşı adaletsizliğe sevk etmesin.”  (3)
Adalet tüm iyiliklerin ve faziletlerin temel dayanağıdır. Hüküm verilirken merhamet duygusu, kızgınlık, öfke, kişisel çekişme, arkadaşlık, akrabalık… adaleti erozyona uğratmamalıdır.

  Peygamberimizin adaletin bütün insanlar için olduğunu adaletten uzak bir idarenin uzun süre devam etmeyeceğini şu örnekle insanlığa göstermişti.. Mahsunoğulları kabilesinden bir kadın hırsızlık yapmıştı. Cezanın tatbik edilmemesi için Üsame bin Zeyd aracı kılınmış. Üsame durumu Peygamberimize söyleyince Peygamberimizin yüzü renkten renge girmiş ve şöyle buyurmuştu: “Ey Üsame, sizden evvelkilerin helak olmalarının sebebi: zengin ve soylu birisi hırsızlık yaptığında, bir suç işlediğinde  onu bırakırlar, zayıf ve gariban birisi suç işlediğinde ise ona ceza verirlerdi. Allah’a yemin ederim ki eğer Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, elbette onunda elini keserdim.”(4) Bu adil uygulamalarla İslam kısa sürede yayılmış ve devletleşmiştir.

Tarihimiz adaletle hükmetmenin sayısız örnekleriyle doludur. Yıldırım Bayezid Han, ordusuyla Konya önlerine geldiğinde, şehrin kapıları kapatılmıştı. Harman vakti olduğundan, Konya ovasının her tarafı arpa ve buğday yığınlarıyla doluydu. Halk, telâşla kaleye sığındığı için mahsullerini içeri alamamıştı. Bu esnada Osmanlı ordusunun arpa ve buğdaya ihtiyacı oldu. Askerler, hisar dibine yaklaşarak Konya halkına seslendiler:

“–Ey ahali! Ordumuzun ihtiyacı var, gelip bize arpa ve buğday satar mısınız?!”

Halk bu teklife çok şaşırdı ve birkaç kişi;

“–Bakalım dedikleri doğru mu?” diye denemek için kaleden çıktı. Bayezid Han, her ihtimâle karşı askerlerine şu talimatı verdi:

“–Bunlar bizim Müslüman kardeşlerimizdir. Sakın ola kimseye zulmetmeyin! Kul hakkına riayetkâr olun; arpa sahipleri, kendi gönül rızalarıyla satsınlar!..”

Böylece gelenler, kendi arzuları istikâmetinde ve talep ettikleri fiyata satış yaptılar. Akçelerini alarak büyük bir hayranlık ve memnuniyet içinde kaleye döndüler.

Konya halkı, bu göz yaşartıcı adâlet ve insanlığı görünce, şehrin kapılarını kendi istekleriyle ardına kadar açtı ve Osmanlı’yı içeriye buyur etti. Bu hâdiseyi duyan etraftaki diğer bazı şehirler de, elçiler gönderip Osmanlı’yı beldelerine davet ettiler:

“–Buyrun, gelin! Şehirlerimizi siz idare edin!” dediler. (5)

Rabbim önce kendi nefsimizi hak ve adalete uyan, sonra başkalarından hak ve adalet bekleyen kullarından eylesin. Amin..

1-Nisa 58

2-Nisa 135
3-Maide 8

4-.Buharî, Hudûd,11
5-www.devletialiyyei.com sitesinden alınmıştır.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Olumsuz yorumlar sizi etkilemesin. yazmaya devam. 9 Ocak 2019, Çarşamba - 09.50

doğrucu

Eğitimci6 Ocak 2019, Pazar - 16.31

Sayın müdür ebs nin yönetici atama komisyonlarında yediğiniz haklardan sonra günah çıkarmanız iyi yolda olduğunuzu gösteriyor. Adalet her zaman lazım. Sözde kalmaz inşallah bundan sonra.

Vay beee6 Ocak 2019, Pazar - 16.30

Siz mi yazdınız bu yaziyi

Rıdvan Badanka4 Ocak 2019, Cuma - 18.26

Hak edene hakkını vermek ve adaletle muamele etmek müminin şiarı olmalı yoksa müslümanların hesabı çok çetin olur mszaallah Yazınız için teşekkürler

Çiftçi4 Ocak 2019, Cuma - 18.04

Allah cümlemizi adaletten ayırmasın

Değerli4 Ocak 2019, Cuma - 17.05

Ele aldığınız her konu çok bilgilendirici . Tebrik ediyorum

Mahmut4 Ocak 2019, Cuma - 15.27

Çok güzel izah etmişsiniz. Rabbim sizden razı olsun.

Cevdet4 Ocak 2019, Cuma - 14.59

Bilgilendirmeniz için teşekkürler Allah razı olsun

Behçet4 Ocak 2019, Cuma - 14.45

Adalet sadece Azrail aleyhiszelam da var.

Hoducekli4 Ocak 2019, Cuma - 14.08

Allah haktan ve adaletten ayirmasin.Degerli yazınız icin cok tesekkurler.

Yazarlar