Fatih ARDUÇ

Fatih ARDUÇ

arducf@hotmail.com

ARZ-I MEV'ÛD

ARZ-I MEV'ÛD

Fatih ARDUÇ

Yahudi cemaatinin Türkiye’deki yayın organı olan Şalom Gazetesinde 8 Mart 1989 tarihinde yayımlanan bir yazıda ”Allah'a inanmak Yahudiliğin temel inancı değildir; ancak Arz-ı Mev'ud temel inançtır.” deniliyor. 1974 yılında zamanın İsrail Savunma Bakanı Ariel Sharon'un; ”Türkiye de alaka alanımız içindedir.” cümleleri, Arz-ı Mev'ud'un Türkiye ayağındaki hakiki amaçlarını bir defa daha açıkça ortaya koymaktaydı.

Yahudilerdeki "Arz-ı Mev'ud" bir "ahid" işi olarak ele alınmakta ve değerlendirilmektedir. Ahid, kelime olarak, emir, yemin; misak, antlaşma, sözleşme, tavsiye, sözünde durma, vefa; bağ, ittifak v.b. anlamlara gelmektedir. Ahd; Allah'a karşı insanların, emirlerini yerine getireceklerine dair verdikleri sözü ve insanların kendi aralarında yapmış oldukları sözleşmeleri ifade etmek üzere kullanılan bir terimdir.

Eski Başbakanlarımızdan merhum Profesör Doktor Necmettin ERBAKAN konunun hassasiyetine binaen sürekli konuyu gündemde tutmaya çalışmıştır.

 Başbakanlığı döneminde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan mayınlı arazilerle ilgili soruları cevaplar iken “Biz hiçbir zaman İsrail'in Arz-ı Mev'ud planına bu ülkede prim vermeyiz” sözleri, Ülkemizin bu tehditten dolayı saldırıya uğradığının, baskı gördüğünün ve konunun bir tehdit olarak algılandığının örneğidir.

Arz-ı Mev’ ud  Yahudi inancına göre Allah'ın Hazreti İbrahim'e ve onun soyundan gelenlere vermeyi vaad ettiği yer için kullanılan terimdir. İbrânîce'de “Eretz Israel” denilen bu bölge Ahd-i Atîk'te “Ken'an diyarı”, “Diyar”, “Gurbet diyarı”, “Memle­ket” diye de zikredil­mektedir. Kısaca Nil nehrinden Fırat Nehrine kadar olan bölgeyi kapsamaktadır. Dolayısıyla Ülkemiz topraklarının bir kısmı da hain Yahudi projesi içinde yer almaktadır.  Güney ve doğu sınırımızın neden sürekli bir terör tehdidine maruz kaldığına bir de bu noktadan bakmak olayı doğru anlamaya yardımcı olacaktır.

Donald Trump’ ın başkan olmasıyla İsrail’ in Arz- ı Mev’ ud hedefine ulaşmada uygulanan projeler aleniyet kazanmış,  hızlanmış, hukuk adeta Bizans zindanlarına hapsedilmiştir. Kudüs’ ün İsrail’ in başkenti olarak tanınması, işgal edilmiş Golan Tepelerinin İsrail’ in toprağı olarak kabul edilmesi bu politikanın en belirgin örnekleridir.

Bu kısa girişten sonra bu amaca yönelik olarak görülen açık aleni örneklerden kısaca bahsetmek gerekecektir. Aslında Ortadoğu’da olan, planlanan her olayın arkasında İsrail’i rahat ettirme ve amaçlarına daha hızlı ulaştırma amacı güdülmektedir.

İran- Irak savaşında batılı ülkelerce alenen desteklenen Irak’ ın daha sonra bombalanarak sanayisinin yok edilmesi, insanların öldürülmesi veya göçe zorlanması, gelinen süreçte “böl parçala yut” taktiği gereği Ülkenin filen üçe bölünmesi, halen her bölümde terör estirilmesi İsrail’ in işini kolaylaştırmak içindir.

Batılı ülkeler tarafından önce hamiliği yapılıp şımartılan daha sonra buna rağmen İsrail’ in hedefleri açısından terör yuvası haline getirilen Suriye’ de de halk öldürülmüş, başka ülkelere göç ettirilmiştir. Çünkü bu hedefe ulaşmada en büyük engel insan faktörüdür. Irak’ta da Suriye’ de de insanlar öldürülerek ve göç ettirilerek bu engel ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır ve başarılmıştır. Suriye’ nin Kuzeyinde Pkk’ nın uzantısı terör örgütüyle ülkemiz sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridoru alınan tedbirler, taviz verilmeyen siyasi politikalarla, yapılan fiili müdahalelerle önemli oranda akamete uğratılmıştır.

Irak ve Suriye liderleri belli dönemde batılı İsrail hamisi devletlerle ilişkileri düzeltseler de; halkları Altı Gün Savaşlarında İsrail’ le savaşmalarından dolayı cezalandırılmışlardır. Topraklarının Arz-ı Mev’ ud içinde yer almalarından dolayı bu karmaşa ve kaos ortamına sürüklenmişlerdir.

İran’ a uygulanan ambargonun temelinde aynı amaç vardır.

Ülkemizle Müttefikimiz olan, ABD ve Avrupa Ülkeleriyle yaşadığımız S-400 ve F-35 krizinin arkasında bu ana unsur mu vardır. İnsan düşünmeden edemiyor.

Pkk ve diğer terör örgütleriyle mücadelede Ülkemize uygulanan silah ambargosunun asıl amacı budur. Birde şöyle bir durum var askeri olarak aynı pakta yer almamıza rağmen güney sınırlarımız halen ABD tarafından tanınmamıştır. Buda çok kafa yorulması gereken bir husustur.

15 Temmuz FETÖ/PDY hain darbe girişiminde örgüt mensuplarının bulundukları güney sınırı bölgesinde sınırdan askerleri çekmeleri ile Milli İstihbarat Teşkilatının tırlarına yapılan operasyonun asıl amacı bölgede kaos yaratıp İsrail’in hedeflerine hizmet etmektir.

Dünyanın belli bölgelerinde bir insan öldüğünde kıyamet koparılırken Filistin’ de, Suriye’ de, Irak’ ta …..her gün öldürülen Vatanlarından edilen insanlarla ilgili kimsenin sesinin çıkmaması nasıl izah edilebilir.

Bu meseleyi hassas bir şekilde düşünmenizi tavsiye ederim.

Rabbim Dinimize, Devletimize, Milletimize, Bayrağımıza, İstiklal Marşımıza yönelecek saldırılar karşısında bizleri koru. Bizleri bu hususta tedbir alan ve hassas davranan kullarından eyle.

Amin…

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Ç15 Mayıs 2019, Çarşamba - 10.21

Harika inş uyanırız

xyz8 Mayıs 2019, Çarşamba - 10.15

doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde İsrail şirketlerinin aldığı arazilere dikkat edilsin.

Yazarlar