Elif Nur MENGİR

Elif Nur MENGİR

elifnurmengir@gmail.com

‘CARRY COALS TO NEWCASTLE’ (TERECİYE TERE SATMAK)

‘CARRY COALS TO NEWCASTLE’ (TERECİYE TERE SATMAK)

Elif Nur MENGİR

Başta bir özet geçerek başlayayım da, konuya bodoslama dalmış olmayayım.

Benim naçizane uzmanlık alanım gıda ve gıda ürünleri.

“Naçizane” diyorum 7 yıl dirsek çürüttüm bu alanda.

Okumadığım makale kalmadı, bak kitap falan geçtim. Üye olduğum dergiler, aylık takip ettiğim makaleler falan derken en büyün ilgi alanım oldu gıda…

Şimdi, asıl meselemiz meslek değil de insanların emek verdiği, araştırdığı, peşinde koştuğu konular üzerinden ilerleyeceğim.  

Mesela; ablamın 4 çocuğu olması ve üzerlerine ciddi emek sarf etmesinden ötürü yanında çocuk eğitimiyle alakalı bir şey konuşamam, bu konunun üstadı o sonuçta.

Mesela, editörüme yazımı gönderirken ellerim titrer “ağabey biliyorum kesin bir eksik var ama bir de senden duyayım” diye maillere boğarım, yılların gazetecisi sonuçta.

Ponçik kayınvalidem yemek yaptığında tuzu eksik diyemem, Emine Beder’den daha uzun süredir yemek yapıyor nihayetinde. Heh konuyu iyice kavradığımıza göre artık gönül rahatlığıyla başlayabilirim.

Karşımda bir abla, hayır 15 yaşındaki çocuk teyze der öyle küçük falan değil, bana yararlı mikroorganizmaların bağırsakların düzgün çalışmasına nasıl faydasının olduğundan bahsedip, mümkünse probiyotik yoğurt yememiz gerektiğinin fetvasını çekiyor.  

Hayır özellikle onca insan arasında bana bakıp konuyu anlayıp anlamadığıma emin olmaya çalışıyor. Şimdi dönüp probiyotik nedir desem cevap veremez.

Anlayacağınız tereciye tere satmak, terziye dikiş öğretmek gibi bir durumla karşı karşıyayım. Sen o kadar dirsek çürüt, yüzlerce makale oku, hanımefendi karşına geçip TV’de duyduğu üç beş cümleyi sana anlatmaya çalışsın.  Bak bu gülünç bir durumdur, bu zaten “ben çok biliyorum biliyor musun?” demektir. 

Her defasında kibarlık olsun diye susmaktan yoruldum gerçekten.  Sonra baktım zaten kim hangi alanda uzmansa o kişiyi oradan vuruyorlar. Değişik bir kompleks altında ben çok biliyorumcular...

Neyse size şu ‘tereciye tere satmak’ ile alakalı komik bir olay anlatayım mı?

Bu kadar ısrara elbette dayanamam, anlatıyorum…

2009 yılında İstanbul’da yapılan 5. Dünya Su Forumu Koordinatörler toplantısında tercüme krizi yaşanıyor. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun yabancı konuklara hitaben yaptığı konuşmada ‘tereciye tere satmak’ deyimini kullanması çevirmeni zor durumda bırakıyor.  ‘Sayın bakanım bunu nasıl çevireceğim’ deyince salondakiler kahkahaya boğuluyor tabi. Tercüman bir süre sonra bu deyimi ingilizce, ‘Eskimoya dondurma satmak’ olarak çeviriyor.  Sonra bu da gülünç bulununca, onların deyimiyle ‘Carry coals to Newcastle’ olarak ortak noktada buluşuyorlar.

*      *      *

Yani demem o ki; kimin ne olduğunu, “hasbelkader” hangi konuda uzmanlaştığını bilmeden “ahkam” kesmenin kime ne faydası olabilir ki?

Tamam belki bunu bilerek yapmıyoruz, duyduğumuz ve sanki bize “hayatın sırrı” gibi gelen bilgiyi hemen herkesle paylaşıp “dünyanın bir an önce kurtulmasını” istiyoruz. Ama “Kazın ayağı” her zaman öyle olmuyor. Mesela karşımdaki hanımefendi, veya teyze hükmündeki ablanın “probiyotikli besin tüketmek vücuda daha iyi geliyormuş, siz bu konuda ne dersiniz?” diye sorsa, ohooo bütün mesleki birikimimi 5 dakikada saydırır, finalinde de teyze ablayı bir güzel onore edebilirdim…

Ama öyle olmadı, o anlattı ben dinledim, ben sustum o anlattı…

Ez cümle: Her duyduğumuz şeyi hayatın en büyük sırrı gibi değerlendirmeye gerek yok. Kim bilir belki de size çok olağanüstü gelen bir bilgi birilerinin işidir :)

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar