ÜLKER SOKAK'TA NAMAZA DURMAK - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Aydın AKTAY

Aydın AKTAY

aydinaktay@sakarya.edu.tr

ÜLKER SOKAK'TA NAMAZA DURMAK

ÜLKER SOKAK'TA NAMAZA DURMAK

Aydın AKTAY

Yaklaşık 30 sene sonra ilk defa Taksim The Marmara Oteli arkasındaki öğrenci evimizin bulunduğu Ülker Sokak'tan geçtim...Anılar taptaze...Ne günlerdi?

Ülker Sokak vardı bir zamanlar...Çok fena, acaip bir yerdi...kiralar ucuz, öğrenciye ev verilmiyor, merkezi bir yerde,  her yere ulaşımı kolay, az da olsa denizi görüyor diye düşmüştük oraya...

"-Düşmüştük..." diyorum, çünkü farklı toplumsal grupların, marjinal hayat tarzlarının, parçalanmış ailelerin bir Habitusuydu o sokak...

"-Ben, LGBT diyeyim,  siz de düşmüşün halinden azcık anlayın..." Yüzde 70'i travestilerle dolu apartmanlarla Sokak, tam bir Harlem gibiydi...Üstelik her akşamı vukuatlı, polis baskınlı, kavgalı, patırtılı...Evin pencerelerinden merak ve endişe ile seyrettiğimiz aksiyon dolu  sahneler televizyonu gereksiz hale getirmişti...

Evlere ahlak zabıtası amaçlı baskınlardan bizim ev de nasibini almıştı bir gece de polislerin "-Sizin burada ne işiniz var?" tarzındaki anlamlı bakışlarına Allah'tan ben şahit olamadım çünkü o gece yoktum...

Bu gariban öğrencilik hayatı insanı ne hallere düşürüyormuş onu anlamıştık...Neyse ki 15 Temmuz sonrasında bizden daha kötü durumlara düşen maklube tayfasını gördük de bu bizim şükür sebebimiz oldu...

Bu sokaktan çıkışımız 1,5 yıl sonra kaçmak şeklinde olmuştu ilerleyen yılllarda bir kaç kez geçme fırsatı bulmama rağmen cesaret edip geçemediğim bir sokaktı...

Gençlik hakikaten cahil cesareti ile malulmuş bunu şimdilerde daha iyi anlıyorsunuz...

Bir ayrıntı daha: Şemsi İnkaya, Sami Hazinses gibi bir çok Yeşilçam figürü vardı o sokakta yaşayan...

Kentsel ayrışma mekanlarının işlevini o günden beri çok iyi anladım...kimliklerin kendilerini korumasında ne tür bir fonksiyon icra ettiğini de...Bu tarz hayatlar ve kimlikler için izole mekanlar şart...

1990'da, Fatih Kıztaşı'nda, 3 kişi için tuttuğumuz öğrenci evimizde ev sahibimizin, 2 yıl sonra, evinde aslında 15 kişi(!) oturduğumuzu farkedince,

Fatih Kıztaşı'ndaki zemin kattaki evimizden bizi kovmasıyla ve Mimar Murat Çelik arkadaşımızın;

 "-Merak etmeyin,  4+1 ev buldum, deniz manzaralı ve de çok ucuz, kaporasını bile verdim..." demesiyle başlayan bu maceranın, az kalsın nelere mal olacağının hesabını her düşündüğümde ayrıca daralıyorum...

"-Ah Murat ah!...yakıyordun bizi"

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Murat ÇELİK28 Ocak 2020, Salı - 17.06

Aydın Hocam inernet ve cep telefonunun olmadığı 90 lı yıllar. Az şey yaşamadık. siirtten istanbula üniversite okumaya yada çalışmaya gitmiş bir grup genç Allah'tan ve bir birimizden başka dayanağımız yoktu. hormonların tavan yaptığı yaşlarda istanbul taksim de muhafazakâr kalmaya çalışarak okul okuduk. asıl okul o yaşlarda yaşadıklarımızmış.

Umran kılıcer28 Ocak 2020, Salı - 16.41

Tebrikler Kıymetli hocam. Ilk ve lise döneminizi yazıya aktarirmisiniz

Yazarlar