Aydın AKTAY

Aydın AKTAY

aydinaktay@sakarya.edu.tr

TÜRK TARZI MÜSLÜMANLIĞIN İZDÜŞÜMLERİ

TÜRK TARZI MÜSLÜMANLIĞIN İZDÜŞÜMLERİ

Aydın AKTAY

Türkiye toplumu, din dilinin ve dini şeklin "aşırı" görüntüsünden hoşlanmıyor...Gündelik hayatında din dilini bir şiddet aracı olarak vurgulayanlara karşı hep mesafeli olmuştur...mezhep fetişizmine, mezhep adlarının verilerek çatışmaya konu edilmesine karşı alerjiktir, rahatsızlığını hemen belli etmiştir...

Öte yandan Türk toplumu birlikte hareket etmeyi seven dini aynı duyarlılıkla heyecanla yaşamaktan hoşlanan ferdi düzeyde ise bir o kadar dini ritüelleri yerine getirmekte isteksiz bir toplum...

Cuma, Bayram, teravih namazları veya cemaatle namaz kılmak gibi konularda oldukça istekli bir toplum görüntüsü çizen halk, ferdi namazlar ve ibadet işlerinde o denli bir istek görüntüsü çizmiyor...

kandiller özel gün ve gecelerde din dilini aşırı bir şekilde gösteren Türk toplumu gündelik hayatında adeta bu coşku ve görüntünün izlerini yok ediyor...

80 yıllık demokratikleşme, modernleşme ve dünyevileşme süreçlerinin bir eseri midir bu durum yoksa öteden beri böyle miydi bu durum; bu soruların cevap haklarını saklı tutmak gerekir...

Ayrıca; Asker, göçebe bir millet olmanın yansımaları mıdır bunlar belli değil ancak Türk grup davranışı üzerine kitap yazmış Prof.Dr.Erol Göka Bey'in bu konuda acilen kulaklarının çınlaması gerek...

Belki de Türk toplumunun farklı unsurlarla bir arada yaşama tecrübelerinin oluşturduğu ve gerektirdiği bir kültürel birikimin yansımalarıdır bunlar...

Bu özellikler yan yana getirildiğinde Türk siyasi tarihindeki kavgalar ve çatışmaların şekli tarzı hakkında da ip uçları bulabiliyoruz...

Türk toplumunun bu özellikleri yüzünden, Türk siyaset tarihinde kavgalar kutuplaşmalar; din dili, din farkı ve mezhep ayrımı ile değil; Sağ-sol; İlerici-gerici; gelenekçi-modernist kavramları ile adeta bir truva atının arkasına sığınılarak gerçekleştirilmiştir...Türk sosyolojisindeki bu hassas, nazik üslup ve tarz Ortadoğu'da tam tersinedir...

Orada din dili alabildiğince görünürdür; söylemler net ve keskin; şekil alabildiğine baskındır...Şİİ-SÜNNİ ayrımı ve kutuplaşması mekan organizasyonlarından gündelik hayatın tüm katmanlarına yayılmış ve bu şekilde hayatiyet bulmaktadır...Batı, oryantalist çalışma birikimi ile bunu keşfetmiş ve İslamofobia üretim endüstrisinde bu damardan fazlasıyla beslenmiştir...Selefi fundamentalist tüm akımların yatağı olarak gördükleri bu bölgede tekfirci mezhepçi tüm dinamikleri beslemiş oradan da tüm İslam alemini töhmet altında bırakacak bir şiddet sarmalını yaratmıştır...

Türkiye'de ise Müslim-Gayrımüslim ayrımı bile söz konusu nezaketten payını alır...Bu topraklarda tekfirci söylemin yabanıl olrak ithal olarak karşılanması da bundandır...Sanırım Türk tarzı islam anlayışı ve yaşayışı ile ilgili fenomenolojik bakışla temellendirilecek bir çalışma için bu örnekler iyi malzeme oluşturabilir...

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar