Aydın AKTAY

Aydın AKTAY

aydinaktay@sakarya.edu.tr

SEÇİM NOTLARI: BÜYÜKŞEHİR YÖNETİMLERİNDE KOALİSYON

SEÇİM NOTLARI: BÜYÜKŞEHİR YÖNETİMLERİNDE KOALİSYON

Aydın AKTAY

1- Şehirlerde artık kır kafalı müteahhit mantığıyla yapılan kaba inşaatlar dönemi bu sonuçlardan sonra bitmiştir. Biraz da artık "İnce" işler görme zamanı. Büyükşehirlerde halk artık gecekondulardan Toki'lere yeni taşınan bir halk değil.

Artık şehirlileşiyorlar, şehirli bir bilinç hak ve taleplerinin farkında bir kitleye dönüşüyorlar... Bunlarda ve çocuklarında (yeni jenerasyonlar) şehirlilik bilinci ve kimliği oluşuyor. Artık, Toki'den fazlasını talep ediyorlar. Estetik, tarih, kültür mirası, nezaket, birlikte yaşama kültürü, medenilik vasıfları ve talepleri daha baskın artık...Görünen o ki, Ak Parti, ya da Cumhur İttifakı bu seçimlerde, bu talepleri okuyamadı ya da bunlara karşılık vereceğine dair inandırıcılığı ve ikna etme gücü zayıf kaldı...

2- Özellikle büyüksehirlerdeki tablo, gelecek adına ve bu ülkenin hakikatte büyük bir ihtiyaç duyduğu sağlıklı bir muhalefet pratiği ve söylemi açısından umut verici olarak okunabilir..

Çünkü, muhalefetin sandıklarda kazanma umudunun canlanması da eski bildik antidemokratik tavırlarını azaltır...halkla derin bağlar kurma ihtimalini güçlendirir...

Ankara, belki de sonucu henüz kesinleşmese de İstanbul da, bu anlamda bir gaz alma veya umutların tazelenmesi olarak da yorumlanabilir...

Böylece, muhalif unsurların bu ülkede, bu sistemde kalma istekleri ve aidiyet duyguları artacaktır...Sadece, sahillerde ve İzmir'de sıkışmış kalmış bir muhalefet gelecek açısından zaten oldukça tehlikeliydi...

3- Reis'in Balkon konuşması ise çok hazırlıksız ve sükunete çağrı içerikli ve tabanı teselli ediciydi. klişelerle doluydu. Sürekli yüzde 52’ye vurgu yaptı...

Bu konuşma ile sorunlar şimdilik halının altına süpürüldü...İstanbul, Ankara, Mersin, Adana gibi yerlerdeki sorunları "-ilçeler bizde, merak etmeyin zaten ben de Cumhurbaşkanıyım" sözleriyle geçiştirdi...

4- Bu seçimde dikkat ettiniz mi? Hiç çılgın projeler ortaya atılmadı. beka sorunu dendi...

ihanet tehditleri, hamaset ve şovenizm vardı, bir de adaylara dönük itibar suikastleri...bunlar, kırda Cumhur ittifakını güçlendirdi ama büyükşehirlerde zayıflattı...

İlk kez muhalif adaylar kavga ve gerilim tuzağına girmediler...Bu da gerginlik siyasetinin sonunu getirdi...Demek ki yeni seçmen tavrı olarak şehirli orta ve üst sınıflar için kuşatıcı, barışçı söylemler daha cazip...

5- Bu gidişat, Ak partinin şehirlerden kırlara doğru çekildiğini de gösteriyor...

Şehirli orta ve üst sınıflardan gerekli teveccühü göremediğini de...Hamaset, otoriteryen tavırlar ile sadece hizmet öncelikli siyaset büyükşehirlerde tutunamıyor...iktidarı farklı toplumsal kesimlere açmak gerekiyor...

6- Kısaca, Milliyetçi, Şovenist rüzgar,  kırda karşılığını fazlasıyla buldu fakat büyükşehirlerde bulamadı...

7- Teşkilatları saran rehavet, metal yorgunluğu ve bu teşkilatlar hakkında artık halkın ağzında sakız olan söylentiler, ihale takipçiliği, adam kayırmacılık, liyakatsizlik, yozluk v.s tüm durumlar da seçim sonrası Ak Parti'nin ilgili organlarında muhasebesi yapılması gereken konular...

8- Ak Parti'nin Erol Olçok sonrası reklam ve iletişim anlamında kendisini en kötü ifade ettiği ve en zahmetsiz, en klişe sloganlara hapsolduğu bir seçim süreci yaşadı..."Bizimkisi bir aşk hikayesi" ve "Belediye işi Gönül işi" "İstanbul bizim için bir aşk hikayesi..." gibi sözler ve sloganlar bile hep seçim kazanmış olmanın beraberinde getirdiği rehavet yanında bir çok açıdan değerlendirilmeyi gerektiriyor...

9- Seçim bölgelerinde özellikle İstanbul ve Ankara'da il genel meclis üyeleri ve başkan adayları profillerinin ve listelerinin Karadeniz lehinde fakat Doğu kökenliler aleyhinde oluşturulması da bir özensizliğin mi bir basiretsizliğin mi ürünü olduğu ciddiyetle ele alınmalıdır...

10- CHP, büyükşehirlerdeki değişen seçmen sosyolojisini ve taleplerini çok iyi okuduğu gibi söylemlerine ve tavırlarına da bunları büyük oranda yansıttı...

Kılıçdaroğluna sahnede fazla yer verilmedi...Sanırım, bu seçim sonuçları sonrasında koltuğunda da yer bulamayacak...çünkü bu sonuçlar her ne kadar CHP başarısı gibi görünse de bir koalisyon ittifakının eseridir...

Bu ittifakta İslamcı Saadet, Milliyetçi İyi Parti ve Kürtçü HDP de var...Bu yüzden CHP Klasik refleks ve söylemlerini bu başarısını kalıcı hale getirmek için büyük oranda terk etmek ve Çoğulcu kültürü ve buna eşlik edecek bir demokratik tutumu tüm tabanına yaymak durumundadır ki bu durumda, Kılıçdaroğlu gibi dar bir kesime ve günü geçmiş bir siyaset tarzı ile hitap eden gerilim siyasetçisine yeni sofrada ekmek olmayacaktır...

Çünkü, Yavaş ve İmamoğlu gibi kısmen muhafazakar görüntü çizebilen profilleriyle kazanılanlar heba edilmeyecektir... muhtemelen bu iki profile yakın özellikteki Muharrem İnce gibi bir profilin liderliği tartışmaya açılacaktır...

Aksi taktirde CHP kısa sürede, "-Atam, sen kalk, ben yatam..."zırvasına teslim olup kısa sürede fabrika ayarlarına geri dönecektir...

11- Son itirazlarla mevcut durumun değişeceğine az ihtimal vermekle birlikte İstanbul ve Ankara belediyelerinde oluşan aritmetik tablo aslında tam bir koalisyon tablosudur...

Bu da, devasa 2 metropolün sadece bir partinin uhdesinde yönetilmemesi gerektiğinin halkça verilmiş bir mesajıdır...Keşke İzmir'de de böylesi bir aritmetik oluşsaydı...

Cumhur ittifakı, il genel meclis ve ilçe belediyelerindeki coğunluk hakimiyeti ile, Millet ittifakı da, Başkanlık ve yönetim, idare hakimiyeti ile bir güçler ayrılığı etkisi yaratabilirler...

"-Ben yaptım oldu..." ve "-oldu bitti" ler dönemini sona erdirecek katılımcı demokrasinin büyük bir imkanı, iktidarın nimetlerinin tüm toplumsal kesimlerce paylaşılmasının iyi bir fırsatıdır bu durum...

Yani kısaca Çetin Altan'ın meşhur rapliği ile söylersek: "-Enseyi karartmayalım..."

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

İBB4 Nisan 2019, Perşembe - 18.43

Çalarız,çalarız,maddi hata deriz,vs.Sandıktan çıkan oylarmış.

Yazarlar