Aydın AKTAY

Aydın AKTAY

aydinaktay@sakarya.edu.tr

"-MÜMİNİN ARTIĞI MÜMİNE ŞİFADIR..."

"-MÜMİNİN ARTIĞI MÜMİNE ŞİFADIR..."

Aydın AKTAY

Bireyselleşmeyi ve sekülerleşmeyi yerleşik hale getiren asıl etken, gündelik hayatın düşünme ve davranma kodlarındaki basit gibi görünen devasa değişimlerdir...

Misal:"-Müslümanın artığı şifadır..." düsturunu gelişen modern hijyen anlayışı ile değistirince müslüman bireylerin birbirleri ile mesafelerini artıran, birbirlerini öteki olarak görme reflekslerini azdıran bir tüketim çılgınlığının nasıl güç kazandığı görülebilir...

Ortak tabaklara kaşık sallayan, aynı bardaktan su içen, bu yüzden birbirleri ile kardeşlik bağları pekişen topluluklar artık birbirlerine potansiyel mikrop, virüs ya da kabaca pislik gözüyle bakıyor...

Artık sofralarda çorba, salata, yemek, şerbet kaseleri ve tabakları ayrı ayrı...biriken dağ gibi bulaşık materyalini temizlesin diye deterjan endüstrisini, züccaciye sektörünü besleyecek bir tüketim çılgınlığı var...

Oysa "-Müminin artığı mümine şifaydı..." şimdi bu itikada sahip olmayan, birbirlerinden kopuk bir iletişimsizlik hakim Müslümanlarda...Peşi sıra bunu izleyen ruh hastalıkları, bencillik artıyor v.s... Acaba bu hadisteki şifa ile kasıt, ayette belirtildiği şekliyle "kurşunla kaynatılmış bir topluluk olmak" için biraz da birlikte aynı tabağa kaşık sallamak, aynı bardaktan su icmek miydi? Bu itikat zayıfladığından beri tek kullanımlık bardaklar, "kullan at..."tarzı tabaklar ve pet şişelerin hakimiyeti güçlendi... Uzun süreli bağlar iletişimler azaldı...artan tek şey hastalıklarımız...

Erich Fromm'un "Sağlıklı Toplum" ya da Ivan Illich'in "Sağlığın Gaspı" adlı kitaplarından mülhem bir toplumun nasıl hastalıklı hale getirilebileceğini, üstelik bunun profesyoneller eliyle nasıl yapılabileceğini hatırlatan bir süreç...

Bu sürecin tüm dinamikleri dikkatle bir bilgi arkeolojisine tabi tutulduğunda Foucaould' daki “Modern iktidarın söylemsel düzeni”nin nasıl inşa edildiğine ve işleyişine dair açık işaretler de görülür ki bu, modernizm denilen sürecin miladının Yeni dünyanın kuruluş adımlarına kadar geriye götürülebilecek bir yönü de var..

Burada bu süreci büyük bir maharetle yöneten bir kültür endüstrisi var ve bu endüstri nedeniyle farkında olsak da olmasak da katkı yapmak zorunda bırakıldığımız bir süreç yaşıyoruz...Bir kez bu sürece teslim olduğumuzda artık bizi esir alıyor ve itikatlarımız gelenek goreneklerimiz buna engel olamıyor...

Modernizmin zihniyet dünyasının farkına varmadığımız hakimiyetinin iliklerimize gündelik hayat alıskanlıklarımıza ve düsünce davranış kodlarımıza sirayeti işte böyle gizlidir... Günden güne hastalıklarımızı artırarak hükmünü icra ediyor...oysa ki başta ve ortada söylediğimizi sonda da tekrarlamakta fayda var: "Müminin artığı mümine şifadır..."

NOT: Bu yazı, sevgili dostum Servet Kızılay’ın uzun zamandır bu portalda dillendirdiği; dünyanın düz bir tepsi biçiminde olduğu ve dönmediğine dair iddialarına destek için kaleme alınmıştır

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Veysel KARATAŞ6 Ağustos 2019, Salı - 00.10

Dünyanın yuvarlak olmadığına, düz olduğuna, yuvarlak ya da geoit -her neyse işte!- iddialarının asılsız,temelsiz,mesnetsiz olduğuna iman ettim. Şimdi kendimi bir tüy kadar hafif hissediyorum. Ancak bu söylem için bir kurbana, bir şehide ihtiyacımız var. Bence Servet KIZILAY'I yakalım ve onu bilim şehidi ilan edelim.

Yazarlar