EVERYBODY LİES AND DR.HOUSE - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Aydın AKTAY

Aydın AKTAY

aydinaktay@sakarya.edu.tr

EVERYBODY LİES AND DR.HOUSE

EVERYBODY LİES AND DR.HOUSE

Aydın AKTAY

"-Everybody lies", Yani"-Herkes yalan söyler..."mottosuyla hareket eden asosyal, dahi derecede başarılı bir doktor House...

En iyi niyetli, safiyane insani eylemleri bile bu mottosuyla yargılar...saf iyiliğin olmadığına inanıp bu eylemlerin arka planındaki çıkar ve hesapların peşine düşer...Genellikle de haklı çıkar...

Dizinin bir bölümünde, Afrika'da hasta, fakir insanların sağlığına ve beslenmesine kendisini adamış ve binlerce Afrika'lıya sağlık hizmeti yapan dünyaca tanınmış bir yardım gönüllüsü hastasının,  hiç kimse tarafından en ufak bir şüphe ile bile karşılanmayan davranışlarının arka planındaki hesapların ve çıkarların peşine bile düşecek denli, takıntı derecesinde bir paranoyaklık sergiliyordu...

Bu bölümdeki, sözkonusu yardım gönüllüsüyle derin ahlak felsefesi içerikli tartışmaları ise tam bir ders niteliğindedir...

Yerleşik tüm kalıplara karşı sıradışı bir karşı koyuşu var...Yalandan nefret ediyor ve bunun yaşadıkları ile ilgili bir çok psikanalitik nedeni var...Bu yüzden Dr. House, ne görse ne düşünse ne hissetse kime ve  nerede olduğuna bakmaksızın hesapsızca söylüyor...
Bizdeki deyimle Doğrucu Davut gibi...

Modern zamanların başarı anahtarı olan maskelerden takmıyor, iki yüzlülük, riya yok...Kur yapmıyor kimseye, kimseyi mevki makamından dolayı övmüyor, karşılarında eğilip bükülmüyor...Himmete minnetle karşılık vermediği gibi yaptıklarıyla takdir edilmekten de hoşlanmıyor...

Çalıştığı hastanenin formel kurallarına karşı iflah olmaz bir itaatsiz, kıravat takmıyor, beyaz önlük giymiyor, kirli yüzü, dağınık saç başı ile ve bastonuyla sürüklediği aksayan bacağıyla modern işletmelerin presantable iş gücü talepleriyle dalga geçip yeteneğiyle ayakta durmaya çalışıyor...

Bu yönüyle geçimsiz, katlanılması mümkün olmayan ve filmde sık sık maruz kaldığı bir sıfat olarak katıksız "bir pislik"

Normalde dervişane özelliklerle mümeyyiz bir kişilik portresi oluşturuyor bu vasıflar, fakat modern dünyada geçer akçesi yok bunların...

Nitekim bizim Dr. House, yetenek ve samimiyetine inanan bir kaç eski dostu dışında yalnız...Onların da House'tan çekmedikleri kalmıyor...

Hesapsız karşılıksız gerçek dostluğun portresi de bu ilişkiler üzerinden başarıyla çiziliyor..

Dr. House'ın müthiş bir tanı koyma, hastalıkları teşhis etme yeteneği var...Modern tıbbın olanca techizatına ve görkemine karşın teşhis ve tanıda, aciz kaldığı hastalıkları teşhis etmede sıradışı bir yeteneği var ve bu O'nun ayakta kalabilmek için tek gücü, tek silahıdır..

Dizi boyunca modern tıp, medikal yöntemlerle tedavi usulleri, sağlık sistemindeki kapitalist sömürü çarkı, ilaç endüstrisinin kirli yüzü de Dr. House' ın alternatif yöntemleri ve kuraldışı kişiliği üzerinden ince ince eleştiriliyor...

Bacağındaki dayanılmaz ağrılara Vicodin gibi bir ilaçla karşı koymaya çalışırken bu ilacın bağımlısı bir müptelaya dönüşüyor...

Zaten nevişahsına münhasır iletişim tarzı ile ve katlanılması zor olan kişiliği ile çevresindeki herkesi hatır gönül dinlemeden  kırıp geçiren Dr.House,  kontrolü zor bir duruma evrilmiştir.

Zor zamanlar yaşamış; hayal kırıklıkları ile dolu yaşamına ek olarak, babasından disiplin adına ölçüsüz şiddet görmüş Dr.House için kuraldışılığın Freudyen bir yorumu gayet doğal...

Tecavüz mağduru bir kızın kendisine sorduğu"-Ben tecavüze uğradım tamam da senin derdin ne?" sorusuna baba şiddetini adres gösteren cevabı her şeyi anlatıyor...

Dr.House, bununla sınırlı bir kişilik değil...yeri geliyor bir ateist, deist olup tanrıyla bilgisi ve kaderi hakkında rekabete giriyor...yeri geliyor bir misyoner gibi etrafına inanç aşılıyor...

"Sonsuzluğa inanmak seni bir hiç, koskoca evrende adeta bir böcek gibi hissetirir..." diyerek ateizmini temellendirmeye çalışırken Dr.House, 
"-Asıl sonluluk inancı, tüm hayatını anlamsızlaştırır, yaptığın herşeyi boşa çıkartır..." şeklinde aldığı cevapla aynı zamanda hemen bir anda durulan bir kasırga gibi biridir...

2.Sezon 19.Bölüm'de Dr. House, Kötürümleri iyileştiren, kilisedeki şovlarıyla her gün müritlerini artıran, sıradışı geleceği okuma ve nesneleri hareket ettirme gibi yetenekleri olan bir kişi ile diyalogları da ilginç...

Neredeyse İsa'nın yeryüzündeki modern hali gibi yetenekleriyle hastane personeline de kendisini kabul ettirecek seviyeye gelen bu kişiyi, katı pozitivist tavrıyla taviz vermeden hastanede karşılayan tek kişi Dr.House'tır...

Tanrı'nın kendisiyle konuştuğuna herkesi inandıran bu kişi için Dr. House "-İnsan tanrı ile konuştuğunu iddia ediyorsa dindardır...Tanrının kendisiyle konuştuğunu iddia ediyorsa delidir..." şeklinde düşünür...

Sonraki süreçte Dr. House, bu kişinin, beynindeki bir tümörün, loblarından birini aşırı baskılamasıyla bu yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağladığını ispat eder...

Keramet, rüya, ilham ile sıradışı etkileyici hitabet ve yeteneklerle mürit devşiren bir çok din bezirganının gerçekte bu tarz bir sorunu olabilir mi acaba? 

Peygamberi rüyasında gördüğünü iddia ederek ve türlü yeteneklerle müritlerini bunun üzerinden mankurta dönüştüren birçok şizofren var piyasada...

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar